Kamu Mali Yönetimi Platformu

hakedişten kesilen sigorta ve vergi kesintisi öncelik sıralaması(Okunma sayısı 1495 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bir hakediş ödememizde, yüklenicinin vergi ve sgk borcu çıkıyor. ancak hakediş ikisini birden ödemeye yetmiyor. acaba hangisine öncelik vereceğiz, vergi mi, sigorta primi mi? mevzuat olarak dayanağı nedir*



hakediş ödemesi devam ediyorsa hangi borç önce gelmişse onun tamamını kesiniz sonraki hakedişte diğerini kesiniz.
ilk ve son hakediş ise teminatını nakde çevirip borcu tamamlayınız.
İdarenin de alacağının çıkması sözkonusu ise o zaman garameten taksim( paylaştırma )  olayını inceleyiniz.
vergi dairesine ve SGK yada garameten taksim yaptığınızı ve şu kadar ödeyeceğinizi belirterek durumu teyit ettiriniz
son karar sizin



YÜKLENİCİLERİN İDARE NEZDİNDE TAHAKKUK ETMİŞ VEYA EDECEK
ALACAKLARINDAN DOLAYI BİRDEN FAZLA HACİZ BİLDİRİMİ VE TEMLİKLERİNİNTİKALİ HALİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR HAKKINDA

İÇ GENELGE
(Sıra No:13)

Yüklenicilerin idare nezdinde tahakkuk etmiş veya edecek alacaklarından dolayı birden fazla haciz
bildirimi ve temliknamelerin intikali halinde dikkat edilecek hususlar;
Kanun veya akit ile veya işin mahiyeti icabı yasaklanmadıkça, borçlunun rızasını aramaksızın alacaklı,
alacağını üçüncü bir şahsa temlik edebilir (BK. m.162/1). Temlik işleminin geçerli olması için, yazılı
şekilde yapılması gerekir (BK. m.163). Yani, temlik için aranan yazılı şekle, alacağı devralanın
(temellük edenin) katılmasına gerek yoktur. Yazılı temlik beyanının (devir beyanın), alacağı devreden
(temlik eden) tarafından imzalanması aranan şekil şartının gerçekleşmesi için yeterlidir. Borçlar
Kanunundaki düzenleme bu şekilde olmasına rağmen Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri
Yönetmeliğinin 8 nci maddesinin (g) bendinde “Herhangi bir alacağı temellük eden kişilere yapılacak
ödemelerde, noterce onaylanmış alacak temliknamesi” aranacağı düzenlenmiştir.
Temlik akdi yapılır yapılmaz alacak devralana geçer. Yazılı şekilde yapılan temlik, kazandırıcı nitelikte
bir tasarruf işlemi olarak, alacağın bütün fer’i ve imtiyaz hakları ile birlikte, temliknamenin düzenlendiği
andan itibaren yeni alacaklının (temellük edenin) malvarlığına girmesi sonucunu doğurur. Bu geçiş,
alacağa bağlı olan, bütün imtiyazlar ve fer'i haklarla beraber vukubulur (BK. m.168). Bu sebeple de
geçerli bir temlik işleminden sonra temlik edenin alacaklıları artık bu alacağa dokunamazlar, aksine
devir alanın alacaklıları onu haciz ettirme imkânına kavuşurlar.
Borçlu, temlike vakıf olduğu zaman temlik edene karşı haiz olduğu def'ileri, temellük edene karşı
dermeyan edebilir (BK. m.167/1); aidiyeti çekişmeli bir alacağı tediyeden imtina ederek mahkemeye
tevdi ile borçtan beri olur (BK. m.166/1). BK m. 166/1 deki bu düzenleme, BK 95 nci maddesindeki
genel hükmün özel bir uygulamasıdır; bu nedenle oradaki anlamıyla değerlendirilmelidir. Borçlu,
alacağın çekişmeli olduğunu bildiği halde ödemede bulunursa, tehlike ve hasarı kendisine ait olur (BK.
m.166/1). Bu durumda; gerçek alacaklıya karşı ödeme ile borcundan kurtulmayıp ona karşı yeni bir
ödemede bulunmak zorunda kalır.
Yüklenicilerin idare nezdinde hakedişleri doğduğu zaman idareler hakedişlerden kanundan ya da
sözleşmeden kaynaklanan kesintileri yapmak zorundadır.
Yüklenici - takip borçlusunun tahakkuk eden hakediş tutarı, tüm alacaklıların alacağını ödemeye
yetmezse, ilk haczi koyan icra dairesince bir sıra cetveli yapılması ve tüm alacaklılara tebliğ edilerek
kesinleşmesi gerekir (İİK. m.140, 141). Sıra cetveli yapma görevi, ilk haczi koyan icra müdürlüğüne ait
olup (talimat yolu ile uygulanmış olsa bile talimatı veren icra dairesi) üçüncü kişi veya idare, hangi icra
dairesine ödeme yapacağını belirleyemez. İdarelerin haciz bildirimi tarihlerini esas alarak yapacağı
dağıtım İİK 140 vd. maddeleri hükümlerine aykırılık teşkil edecektir. Öğreti ve uygulamada bu
yöndedir.
Sonuç olarak; haciz bildirimleri ile temliknamelerin dayanağının; temlik işleminin kanun, sözleşme veya işin mahiyeti itibariyle yasaklanıp yasaklanmadığı, yukarıda aranan şekil şartlarını taşıyıp taşımadığı, temsilci vasıtasıyla düzenlenen temlik işlemlerinde temsil yetkisinin bulunup bulunmadığı,temliknamenin yüklenilen işe ve alacağın tamamına veya bir kısmına ilişkin olup olmadığı, muhtelif tarihlerde uygulanan ve kesinleşen ihtiyati hacizler varsa, öncelikle ilk haczin yani bu hacizler arasında ilk önce kesin hacze dönüşen ihtiyati haczin vb. yönlerden incelenmesi zorunludur.


UYGULAMA :
Yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde, yüklenici - takip borçlusunun tahakkuk etmiş hakedişinden,
kanunlardan ve sözleşmeden kaynaklanan kesintiler yapıldıktan sonra bütün takip alacaklıları ile
temlik lehtarlarının alacaklarını karşılamaması durumunda:
a) İİK 140/1 maddesindeki, “Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse
icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar.” hükmü gereğince sıra cetveli yapılması hususunda icra müdürünün takdir yetkisi bulunmamaktadır. Bu sebeple, takip borçlusu yüklenicinin idare nezdindeki hakedişlerinden kanunlardan ve sözleşmeden kaynaklanan kesintiler yapıldıktan sonra
bakiye miktar, sıra cetveli yapılması kayıt ve şartıyla icra müdürlüğüne ödeneceği hususunda, mevcut hacizler ve temliklerin bir listesiyle birlikte ilk haczi koyan İcra Müdürlüğü dosyasına beyanda bulunulması, daha sonra ilgili idareye takip borçlusunun hakedişinin İcra Müdürlüğüne aktarılması konusunda bilgi verilmesi gerekmektedir. Ayrıca bu konuda alacak üzerinde hak iddia eden tüm alacaklılar da haberdar edilmelidir.
b) Temlikler, hacizler ve bunların geliş sırası ve sair sebeplerle kime ve ne şekilde ödeme yapılacağı
konusunda tereddüt bulunması durumunda, BK 95 veya 166/1 inci maddeleri hükümlerinde belirtilen
şartların varlığı halinde bu hükümler gereğince görevli sulh hukuk mahkemesinden tüm bilgi ve
belgeler ilişiğinde tevdi mahalli tayini yoluna gidilmesi; mahkemesince talebin kabulü halinde, kararın
birer örneği eşliğinde tüm alacaklılara keyfiyetten bilgi verilmesi gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini ve gereğinin buna göre ifasını, genelgemizin bir örneğinin ilgili bağlı ilçe Hazine
Avukatlıklarına gönderilmesini rica ederim.


Selahattin İNCİ
Başhukuk Müşaviri ve
Muhakemat Genel Müdürü
BAHUM Mevzuat Yönetim Sistemi



garameten taksimat yapacaksınız. alacağı borçları oranında oranlayacaksınız



AMME ALACAKLARINDA RÜÇHAN HAKKI
GİRİŞ

6183 sayılı Kanunun “Diğer Korunma Hükümleri” başlıklı 21’inci maddesinde yer alan rüçhan hakkı, amme alacaklarının diğer alacaklar karşısında korunmasında başvurulan bir müessesedir. Kelime manası olarak rüçhan; önalım, öncelik, üstünlük gibi   
 
anlamlara gelmektedir. Rüçhan hakkı, bir anonim şirketin sermaye artırımında, mevcut hissedarların ellerindeki hisse senetleri oranında yeni hisse satın alma hakkını ifade eder. Bu haktan yalnızca eski hisse senedi sahipleri  yararlanabilmektedir.  Yani, hisse satışlarında hissedarlara öncelik tanınması durumudur.
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunda yer alan rüçhan hakkı ise; haciz ve iflasta, alacaklı olan kamu kuruluşlarına alacaklarını tahsil etmede verilen öncelik hakkını ifade eder. Yani, bir alacağın diğer bir alacaktan veya alacaklardan önce gelmesi, yararlanması hakkıdır. Diğer bir ifadeyle, üçüncü şahıslara ait alacakların söz konusu olması durumunda amme alacağını üstün kılan bir koruma müessesesidir. Kamu alacağının amme hizmetlerinin masraf karşılığı olması rüçhan hakkının başlıca dayanağıdır. Yabancı mevzuatta da rüçhan hakkı mevcuttur. Örneğin Amerikan mevzuatına göre herhangi bir mükellef ödemek mecburiyetinde olduğu bir vergiyi, talebe rağmen ödemeyi ihmal veya reddederse o mükellefin menkul, gayrimenkul malları ile buna müteallik hakları verginin (faiz ve zamları ile diğer bütün masrafları ile birlikte) baliğ olduğu miktar nispetinde ABD lehine merhum addolunur.(Amerikan Gelir Vergisi madde 3670)

II.AMME ALACAKLARINDA RÜÇHAN HAKKI
6183 sayılı Kanunun 21’inci maddesi, amme alacaklarının diğer korunma hükümlerinden “Rüçhan Hakkı”nı düzenlemiştir.
“Amme Alacaklarında Rüçhan Hakkı
Madde 21-Üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden evvel o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulursa bu alacak da hacze iştirak eder ve aralarında satış bedeli garameten taksim olunur. (5479 Sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle eklenen cümle. Yürürlük;08.04.2006) Genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç ile vergi cezaları ve bunlara bağlı zam ve faizler için tatbik edilen hacizlerde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 268 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi hükmü uygulanmaz.
Rehinli alacaklıların hakları mahfuzdur. Ancak, gümrük resmi, bina ve arazi vergisi gibi eşya ve gayrimenkulün aynından doğan amme alacakları o eşya ve gayrimenkul bedelinden tahsilinde rehinli alacaklardan evvel gelir.
(5479 Sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle değişen fıkra. Yürürlük;08.04.2006) Borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde amme alacakları imtiyazlı alacak olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesinin üçüncü sırasında, bu sıranın önceliğini alan alacaklar da dahil olmak üzere tüm imtiyazlı alacaklar ile birlikte işleme tabi tutulur.”
Yukarıda yer alan madde hükümlerine göre, rüçhan hakkından söz edebilmek için;
• Haczin üçüncü şahıslarca yapılmış olması,
• Tahsil dairesince hacze iştirakin üçüncü şahıslardan sonra yapılmış olması,
• Haczedilen malların paraya çevrilmemiş olması,
• Haczedilen alacakların 6183 sayılı Kanun kapsamında bulunması
gerekmektedir.

1-Hacze İştirak :
Madde hükmüne göre, üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden önce o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulduğunda satış bedeli alacaklılar arasında garameten taksim edilmektedir. Garameten taksimat ise mevcut alacaklara oransal olarak yapılan taksimat işlemidir.
2-Rehinli Alacakların Durumu:
Satış bedelinin dağılımında, amme alacaklarından önce tesis edilmiş olan rehinli alacakların hakları saklı tutulmuş, ancak, eşya ve gayrimenkulün aynından doğan amme alacaklarına, rehinli alacaklardan da önce tahsil edileceğine yönelik öncelik hakkı verilmiştir.
Örnek: Amme borçlusu (A) adına kayıtlı gayrimenkul üzerindeki takyidatlar tatbik edildikleri tarih itibarıyla fer'i alacaklar dahil olmak üzere aşağıdaki gibidir. Ayrıca, borçlunun Karaisalı Belediyesine söz konusu gayrimenkul nedeniyle emlak vergisi ve gecikme zammından toplam 750 TL borcu olduğunu icra müdürlüğü tespit etmiştir.
 
1. Sıra: (X) şahsının rehni (17.000,-TL)
2. Sıra: (Y) şahsının haczi (13.000,-TL)
3. Sıra: (Z) şahsının haczi (21.000,-TL)
4. Sıra: İstiklal Vergi Dairesinin Gelir Vergisi için haczi (47.000,-TL)
Söz konusu gayrimenkul icra dairesince satılmış olup, masraflar düşüldükten sonra
alacaklılara dağıtılacak tutar 50.750,-TL'dır.
Satış bedelinden gayrimenkulün aynından doğan 750 TL emlak vergisi ve gecikme zammı ayrıldıktan sonra kalan 50.000,-TL; birinci sırada rehin alacaklısına 17.000,-TL ayrıldıktan sonra arta kalan 33.000,-TL ikinci sıra da yer alan haciz alacaklısı ile dördüncü sırada yer alan İstiklal Vergi Dairesi arasında garameten paylaşılacaktır. Dolayısıyla,

Satış Bedelinden Kalan Tutar x Amme Alacağı Tutarı 
Üçüncü Şahsın Haciz Tutarı + Amme Alacağı Tutarı                   
 
formülü ile amme alacağına karşılık ayrılacak tutar tespit edilecektir.
 
33.000 x 47.000      13.000+47.000   
= 25.850,-TL(İstiklal V.D. Alacağı Pay)
 
Alacaklılara dağıtılacak tutarın 16.000,-TL olması durumunda bu tutar Rehin alacaklısına ayrılacak, dolayısıyla İstiklal Vergi Dairesine bir pay kalmayacaktır.
3-Genel Bütçeye Gelir Olarak Kaydedilen Amme Alacaklarının Durumu.
5479 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrasının sonuna eklenen hükümle genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç ile vergi cezaları ve bunlara bağlı zam ve faizler için tatbik edilen hacizlerde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 268’inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi (Rehinden önce ihtiyatî veya icrai haciz bulunması hâlinde âmme alacağı dahil hiçbir haciz rehinden önceki hacze iştirak edemez. ) hükmünün uygulanmayacağı belirtilerek, üçüncü şahıslar tarafından haczedilmiş mallara, maddede belirtilen amme alacakları için rehinden sonra haciz konulması halinde, rehinden önce üçüncü şahıslar tarafından tatbik edilmiş olan hacizlere iştirak edilmesi imkanı sağlanmıştır.
Üçüncü şahıslar tarafından haczedilmiş mallar üzerinde amme alacağı için tatbik edilmiş hacizden önce tesis edilmiş bir rehin bulunmadığı sürece nev'i sınırlaması olmaksızın hacze konu tüm amme alacaklarının ilk haciz alacaklısı üçüncü şahsın haczine iştirak edeceği açıktır.

Örnek: Amme borçlusu (Y) adına kayıtlı gayrimenkul üzerindeki takyidatlar tatbik edildikleri tarih itibarıyla fer'i alacaklar dahil olmak üzere aşağıdaki gibidir.
1. Sıra: (A) şahsının haczi (500.000,-TL)
2. Sıra: (B) şahsının rehni (300.000,-TL)
3. Sıra: Seyhan Vergi Dairesinin Kurumlar Vergisi için haczi (700.000,-TL)
4. Sıra: Adana SGK İl Müdürlüğünün prim alacağı için haczi (250.000,-TL)
5. Sıra: Toroslar Belediyesinin Emlak Vergisi için haczi (950,-TL)
Söz konusu gayrimenkul icra dairesince satılmış olup masraflar düşüldükten sonra alacaklılara dağıtılacak tutar 900.950,-TL'dir.
Buna göre, gayrimenkulün satış bedelinden öncelikle, aynından doğan emlak vergisi için pay ayrılacak, vergi dairesinin kurumlar vergisi için tatbik ettiği haciz tutarı, birinci sırada yer alan hacze, satış bedelinden arta kalan tutar üzerinden garameten iştirak edecektir.
Bu durumda, 900.950,-TL tutardan; 950,-TL emlak vergisi ayrıldıktan sonra kalan 900.000,-TL, birinci sırada yer alan (A) şahsının 500.000,-TL alacağı ile vergi dairesinin alacağı olan 700.000,-TL arasında garameten taksim edilecektir.
 
Satış Bedelinden Kalan Tutar x Amme Alacağı Tutarı 
Üçüncü Şahsın Haciz Tutarı + Amme Alacağı Tutarı
 
Buna göre, 700.000,-TL kurumlar vergisi için hacze iştirak nedeniyle alınacak tutar;
900.000 x 700.000 
500.000 + 700.000
= 525.000,-TL olacaktır.
 
Böylece, vergi dairesinin 700.000,-TL tutarındaki kurumlar vergisi alacağı için, gayrimenkul satışından 525.000,-TL pay ayrılması gerekmektedir. Örneğimizde, vergi dairesinin haczinden önce rehinli alacak bulunmakla birlikte, vergi dairesi haczinin, genel bütçe vergi gelirlerinden olan kurumlar vergisi için tatbik edilmiş olması nedeniyle, 6183 sayılı Kanunun 21’inci maddesinde yapılan değişiklik uyarınca rehinden önceki hacze iştirak edebileceği hüküm altına alınmıştır. Burada, Adana SGK İl Müdürlüğünün prim alacağı genel bütçeye gelir kaydedilen vergi gelirlerinden olmadığı ve öncesinde bir rehinli alacak bulunduğu için Seyhan Vergi Dairesi ile birlikte hacze iştirak etmesi mümkün bulunmamaktadır.
Üçüncü sırada bulunan Seyhan Vergi Dairesinin alacağı genel bütçeye gelir kaydedilen vergilerden olmasa idi, örneğin ecrimisil alacağı olsaydı, gayrimenkulün satışından elde edilen bedelin dağıtımı farklı olacaktı. Öncelikle, birinci haciz alacaklısı ile rehin alacaklısının alacaklarına pay ayrıldıktan sonra kalan miktar Seyhan Vergi Dairesi ve Adana SGK İl Müdürlüğünün takip ettiği alacaklara ayrılacaktır. Yani, [900.000-(500.000+300.000)=]100.000 TL iki alacaklı amme idaresi arasında garameten taksim edilecektir. Ayrıca, ikinci sırada bulunan (B) şahsının alacağının rehinli alacak değil de normal alacak haczi olması durumunda, birinci sırada bulunan (A) şahsının haczine Seyhan Vergi Dairesi Müdürlüğü ve Adana SGK İl Müdürlüğü iştirak edecek ve satış tutarı aralarında garameten taksim edilecektir.
4- İflas, Mirasın Reddi ve Terekenin Resmi Tasfiyeye Tabi Tutulması Hallerinde Amme Alacaklarının Sırası
6183 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin son fıkrası gereği, borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde amme alacakları imtiyazlı alacak olarak tanımlanmış ve bu alacakların 2004 sayılı Kanunun 206’ncı maddesinin üçüncü sırasında, bu sıranın önceliğini alan alacaklar da dahil olmak üzere tüm imtiyazlı alacaklar ile birlikte işleme tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır.
Yapılan bu değişikliğe göre, borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde amme alacakları imtiyazlı alacak olarak üçüncü sırada yer alacaktır.
Ayrıca, amme alacağının, özel kanunlarında 2004 sayılı Kanunun 206’ncı maddesinin üçüncü sırasında imtiyazlı alacak olarak tanımlanan alacaklardan da önceliğinin bulunduğuna ilişkin özel hükümlerin yer alması halinde bu hükümlere göre işlem yapılması gerekmektedir.

III-SONUÇ
Amme alacaklarına öncelik veren 6183 sayılı Kanunun 21’inci maddesinde, üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden önce o mal üzerinde amme alacağı için de haciz konusunda satış bedelinin ne şekilde dağıtılacağına ilişkin düzenlemeler yer almakta, borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde amme alacağının sırası belirlenmektedir.
5479 sayılı Kanun ile 08.04.2006 tarihinden itibaren amme alacakları ikili bir ayrıma tabi tutulmuş ve bunlardan; genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim harç ile vergi cezaları ve bunlara bağlı feri alacaklar için rehinden önce konulmuş hacizlere iştirak edilebileceği, genel bütçeye dahil olmayan ancak amme alacağı statüsündeki diğer alacakların ise (idari para cezası, ecrimisil alacakları, prim alacakları, belediye gelirleri…) bu öncelik hakkından yararlanamayacağı hüküm altına alınmıştır.
 
KAYNAKÇA :
1-6183 Sayılı A.A.T.U.H.K.
2-440 Seri Nolu Tahsilat Genel Tebliği
3-2007/4 Nolu Tahsilat İç Genelgesi
4-2004 Sayılı İcra İflas Kanunu
5-İsmav-İstanbul Maliye Vakfı-2006 Arıkan Yayınları

Zekeriya Uyanık